25 Ağustos 2015 Salı

'Renk' Etkisi


Renklerin insan psikolojisini etkilemesi bana her zaman mucizevi gelmiştir. Bu durum birçok alanda renklerin kullanımını önemli hale getiriyor. Doktorlar neden ameliyatlarda yeşil önlük giyer biliyor muydunuz? Kırmızıyla yeşil zıt renklerdir ve eğer kana bakmaktan gözleri yorulmuşsa gözlerini dinlendirmek için birbirlerinin gömleklerine bakarlar. Yöneticiler ya da devlet adamları kıyafetlerinde daha çok maviyi tercih ederlermiş çünkü mavinin güven veren bir etkisi varmış.

Mekanlarda yaratılmak istenen etkinin sağlanması adına tercih edilecek renklere karar verilmesi haliyle tasarım sürecinde önemli bir nokta. Fast Food Restoranlarının kırmızıyı hem iç mekanda hem de logolarında kullanılması hem iştah açıcı olması hem de uyarcı-rahatsız edici renk olmasıymış. İnsanlar hemen kalkıp gitsinler diye. Fast food ya! Ama yine de renksiz bir hayat çok anlamsız olurdu!

18 Nisan 2012 Çarşamba

Güleryüzlü Olabilmek De Bir Sanattır...

Benim için insanları güldürmek önemlidir. Çok gülümsediğim için karşımdakiler de gülümser. Bu böyledir, sen gülümsersin karşındaki de yanıt olarak sana gülümser, belki hafif başını eğer. Bu sene hiç gülmeyen ve gülümsemeyen bir kız tanıdım. Neden sorusu geliyor aklıma ister istemez.

Birçok nedeni olabilir gülmemesinin ama gülümsemek farklı birşeydir. Gülümseme bir insanın ne kadar kibar olduğunu gösterir. Yüzünde güller açar gülümseyen insanın, karşındaki rahatlar, sen rahatlarsın. İletişim kurmaya çok yardımcı birşeydir.

Gülümsememek o insanı "güler yüzlü olmayan" yapandır. İşte anlatmaya çalıştığım şey tam da bu. Güler yüzlü olmak her zaman etrafındakileri olumlu etkileyen birşeyken neden öyle turşu yemiş gibi duruyosun ki karşındaki sana gülümseyince? Yüzün turşu satıyor derler ya...Anladın sen ;)

9 Nisan 2012 Pazartesi

13. stüdyo

evet. tam 12 studyoda bulundum öğrencilik hayatım boyunca; analiziyle, çizimiyle, projesiyle ve tabi ki her biri için en az 2 jurisiyle. Öğrencilik hayatım dediğim zaten liseden sonraki tüm hayatım. "Yazık değil mi sana?" diyenlerin seslerini duyar gibiyim. Okuduğum şeyin adı değişiyor; lisans, yüksek lisans, doktora(bilimsel hazırlık), gel gör ki hepsinde mutlaka stüdyo alınıyor. Her seferinde bütün çizimleri çizdim ve o lanet juri stresini yaşadım. Bir öğrenci bir studyodan ne alabilirse, ben fazlasıyla aldım.
Ne kerametse bitmek bilmiyor bu stüdyolar. Tamam, bu dönem son derken, yine yeniden kendimi bir stüdyo alırken buluyorum. Lanetli miyim acaba? Biri beddua etmiş sanırım; bu kız bundan sonraki hayatı boyunca stüdyo alsın diye. 13. studyomu alırken bu isyan, juriye bir hafta kala, yığınla iş birikmişken.
Başka bir işim olsun istiyorum arkadaşım. Değişiklik istiyorum. Bıktım stüdyo stüdyo nereye kadar!

8 Nisan 2012 Pazar

"O insanlar"

Belli bir insan kesiminden bahsediyorum aslında, hiçbir işi olmayan bir araya geldiklerinde sadece ve sadece başkalarının ne yaptığını konuşan ve sonrasında duyduklarını yine o insanlara anlatan insanlardan. Bu insanlar kendi aralarında başkalarının hayatlarından bahsederken kimi zaman kıkırdayıp gülerler, kimi zaman takdir ederler, kimi zaman yerin dibine sokarlar, kulaktan dolma bilgilerle aslında en yakınlarına bile yaparlar aynı şeyi. Bu insanların ağzını kapamanın bir yolu yoktur. Ne yaparsan mutlaka konuşacaklardır. En çok merak ettikleri konu paradır. Konuştukları her zaman başka insanların kişisel hayatlarıyla ilgilidir. Kendi aralarında ölçüp, tartmak için bilgi toplamak isterler. O bilgiyi aldıktan sonra aralarında yaptıkları "gün"lerde o insanın ne durumda olduğuna şimdiye kadar yaptıklarının doğru olup olmadığını sorgular, kendileriyle, çocuklarıyla karşılaştırırlar.
Oldukça yanar dönerlerdir. Eğer bir insan iyi durumdaysa onunla iyi geçinirler, değilse artık o gözden düşmüştür. Nasıl yardım edilebilir diye düşünmek yerine, vay o kişi nasıl da kaybetmiş, efenim gidişatından belliymiş, zaten daha önceden denilmiş, çok hatalar yapmış vs.vs. İşte bu kadar alçaktırlar. Ne kadar yakınları olursa olsun düşene vurur bu takım. Aman bana bulaşmasın da ne olursa olsun diye uzak dururlar ve karşı tarafa ne kadar hatalı olduğunu söyleyip dururlar.  
Maalesef "o insanlar" çok yakındalar!